Anasayfa

Murat BAKKAL

muratbakkal.jpg

Ayın Öğrencisi

Ana Menü

Kullanıcı Girişi






Kayıp Parola?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun

Anket

Size en uygun bölümü hangisi olduğunu düşünüyorsunuz?
 

Ayın Sınıfı (10/A)

Ziyaretçi sayıları

Bugün27
Bu Hafta27
Toplam89470

(C)
Verimli Ders Çalışma Yöntemleri Yazdır
26 11 2007
  Amaç:  Bu bölümde ders başında geçirmeyi planladığınız zamandan en iyi biçimde yararlanmayı sağlamak için çalışma odasının ve ma­sasının organize edilmesi, çalışmayı kolaylaştıracak çevre şartları ve çalışmaya başlayamama sebepleri anlatılacaktır haberin devamında.....

 

 

 

 

SORULARBu bölümü okuduktan sonra şu soruların cevaplarını verebileceksiniz:1) Çalışma masası çalışma davranışını hangi yönlerden etkiler?2) Çalışma odasının duvarlarında posterlerin bulunması dikkati dağıtır mı?3) Çalışma odası olmayanların, çalışma köşeleri nasıl düzenlenmelidir?4) Çalışma masasında “sadece çalışmak” nasıl bir sonuç verir?

5) Çalışmak için gerekli her türlü malzemenin el altında bulundurulması­nın yararı nedir?

 

 

Çalışmak için oturan bir insanın dikkatini dağıtan faktörler ya çevreden gelir veya kişinin kendi zihninden kaynaklanır. Bu sebep­le çalışma ortamının belirli özelliklere sahip olması öğrenmeyi ko­laylaştırır ve çalışmak için ayrılan zamandan en üst düzeyde yarar sağlanmasına imkan verir.

 

 

 

Her ne kadar herkese tam anlamıyla uyan bir çalışma ortamı mo­deli ortaya konamazsa da, çalışma odasının döşenme biçiminin ve içindeki eşyaların ilgi ve dikkati etkilediği bilinir: Aynı şekilde ses, başka insanların varlığı, radyo, televizyon ve el altında gazetelerin bulunmasının çalışmayı engellediği araştırmalarla ortaya konmuştur.

 

 Çalışma Odası ve Masası

  Eğer mümkünse çalışma odası özel olarak döşenmelidir. Çalışma masası camın hemen yanında olmamalı, böylece çalışan kişinin yazın sıcaktan, kışın soğuktan etkilenmesi önlenmelidir.

 

  Gün ışığı tercihen karşıdan gelmeli, böylece çalışan kişinin göl­gesi çalışma malzemesinin üstüne düşmemelidir.

 

 

  Çalışma odası iyi havalanmalıdır. Çünkü havadaki oksijenin azalması, gerginliğe yol açar ve bu durum da baş ağrısı gibi öğ­renmeyi güçleştiren birçok etkinin doğmasına sebep olur.

 

 Sandalye

  Bazı insanların çalışmaktan özellikle hoşlandıkları bir masaları ve sandalyeleri veya koltukları vardır. Sandalye veya koltuğun çok rahat olmaması daha yerindedir. Sandalye, çalışma odası için kol­tuktan daha uygun bir eşyadır. Çünkü koltuk fazla gevşemeye yol açarak öğrenmeyi güçleştirebilir. Sandalye seçiminde standart öl­çülerin dışına çıkılabilir ve uygun yükseklik öğrencinin boyuna göre ayarlanabilir. Bu özellikle ilkokul çocukları için önem taşır

 

 

 Sessizlik

  Çalışma odası sessiz olmalıdır. Gençler arasında yaygın tutum, “ders çalışırken müzik dinlemek”tir. Kendilerine sorulduğunda müzik dinlemelerinin çalışmalarına engel olmadığını, tam tersine daha kolay öğrendiklerini söylemektedirler. (Bu konuya Zihnin Dağılmasını Önlemek bölümünde değinilmiştir.)

 

  Posterler

  Öğrenciye ait oda, onun egemenlik alanıdır. Oraya kimsenin ka­rışmaması, çocuğun veya gencin bu odada bağımsızlığını rahat rahat yaşaması yerindedir. Bunun için de genç odasını istediği gi­bi düzenler, duvarlara istediği resim, afiş ve posterleri yapıştırır. Bu onun en doğal hakkıdır. Ancak bu durumun doğurduğu en önemli sakınca aynı ortamda ders çalışırken ortaya çıkmaktadır. Çünkü özellikle duvarlara asılı olan poster, afiş, resim gibi gencin zevkini, özlemlerini ve iç dünyasını yansıtan ögeler öğrenci kafa­sını kaldırdığı anda onu alıp hayal dünyasına götürür, dersten kop­masına sebep olur ve değerli zamanının ziyan olmasına yol açar

 

  Çalışma Köşesi·        Herkes bağımsız bir çalışma odasına sahip olacak kadar şanslı ol­mayabilir. 0 zaman da bir çalışma köşesi düzenlemek çok yerin­dedir.·        Bir çalışma köşesi en az üzerinde yazı yazılabilecek bir masa ve yanında çalışma sırasında el altında bulunması gerekli olan kitap­ların, notların, kağıtların, kalemlerin vb. malzemenin konabilece­ği bir ilave alandan oluşur.

·        Bu konuda en önemli nokta çalışma köşesinde — daha farklı işler­de de kullanılıyorsa — çalışmaya başlarken mutlaka temel bir de­ğişiklik yapılması gereğidir. Örneğin yemek masası çalışma ma­sası olarak kullanılıyorsa, mutlaka örtüsü değiştirilmelidir. Müm­künse masanın yeri de değiştirilebilir ve üzerine bir çiçek koyula­bilir; masanın örtüsünün değişmesiyle beraber bir de lamba ek­lenmesi de masanın artık farklı bir amaçla kullanılacağı konusun­da “uyarıcı” rolü oynar.

 

  Çalışma Masası Sadece Çalışmak İçindir·        Çalışmayı, çalışma için ayrılmış alanın dışına kaydırmamak ya­rarlıdır. Bir başka odada çalışmak, koltuğa geçerek “tekrar yap­mak” yerine, bütün bu faaliyetleri çalışma masasında ve sandalye üzerinde yapmakta yarar vardır.

·        Eğer çalışma sırasında dikkatiniz dağılır, hayale dalarsanız yapı­lacak şey derhal çalışma masasını terk etmektir.

 

 Genç bir insan hayal de kurar, çalışırken yorulur ve uykuya da dalar. Ancak bunları yatak, koltuk gibi ait oldukları yerlerde yap­mak, sonra da tekrar çalışma ortamına dönmek, daha sonraki uy­gulamalarda çalışmak için ayrılan zamandan en iyi biçimde yararlanmayı mümkün kılar. Çünkü böyle bir alışkanlık kazanıldığı takdirde çalışma ortamına dönmek kendiliğinden çalışma davra­nışını başlatır. Bu durumda çalışma masasına oturmak, çalışmaya başlamak için “uyarıcı” görevi görür ve çalışmayı başlatır.

Çalışmaya başlamadan önce, çalışma sırasında gerekecek her türlü malzemenin el altında bulundurulması son derece yararlıdır. Böylece çalışma başladıktan sonra ders başından kalkmayı ge­rektirecek kopmalar önlenmiş olur. Çalışmayı bıraktıktan sonra aynı noktadan çalışmaya başlamak mümkün değildir.

 

 

 ÖZET  Çalışma odası mümkün olduğu kadar fazla sıcak veya soğuk olmamalı, iyi havalandırılmalı ve sessiz olmalıdır.

  Ders çalışma ortamındaki poster, afiş ve resimler de dikkatin dağılma­sına, öğrencinin hayal dünyasına kaymasına yardımcı olur. Ders çalışırken müzik dinlemek te dikkati dağıtır.

 

 

  Çalışma masasını, çalışma faaliyeti dışında işler için kullanmamak; ha­yal kurmak,mektup yazmak, yemek  yemek gibi her türlü faaliyeti ait ol­dukları yerde yapmak gerekir.

 

 

  Yemek masası çalışma masası olarak kullanılıyorsa, hiç olmazsa örtü­sünü değiştirerek, üzerine bir lamba ekleyerek yeni amacına hazır et­mek yerinde olur.

 

   Çalışmaya başlamadan önce çalışma sırasında gerekli olacak bütün malzemenin el altında bulunması, dikkatte kopmalara yol açacak kesin­tileri Önlemek açısından yararlıdır   ÇALIŞMAYI SÜRDÜRMEK

“Zihnin Dağılmasını Önlemek”

  

Amaç: Bu bölümde, çalışmaya başladıktan sonra çalışmayı sürdür­meyi engelleyen zihin dağılmasının içten ve dıştan kaynaklanan se­bepleri anlatılmış ve bunlarla başa çıkacak yollar önerilmiştir.

 

 

SORULAR

 

 Bu bölümü okuduktan sonra şu soruların cevaplarını verebileceksiniz:1) Zihnin dağılmasına yol açan sebepler nelerdir?2) Zihnin dağılmasına yol açan ve içten kaynaklanan sebeplerle nasıl mü­cadele edilir?3) Zihnin dağılmasına yol açan ve dıştan kaynaklanan sebepler nelerdir?4) Yatarak çalışmak, müzik dinleyerek çalışmak, çalışma verimini nasıl etkiler?5)   Televizyonun ve telefonun çalışmayı engellememesi için neler yapmak gerekir?Dikkatin dağılması sebebiyle çalışma veriminin düşmesi; hem ders başında geçen sürenin uzamasına hem de zevk veren etkinlik­lere daha az zaman ayırmaya yol açar. Diğer taraftan başarının düş­mesi ve zevk veren etkinliklere zaman ayıramamak okuldan ve eği­timden uzaklaşmaya sebep olur.

Zihnin dağılmasına yol açan sebepler içten ve dıştan kaynakla­nabilir.

 

 

 ZİHNİN DAĞILMASINA YOL AÇAN İÇ SEBEPLER

Zihnin dağılmasına yol açan iç sebepler;

 

 • Hayal kurmak ve Endişelere kapılmaktır.

Hayal kurmak çalışmaya başlayan bir öğrencinin çalışmasını en­gelleyen ve en sık karşılaşılan durumdur. Çalışmaya başladığınızda hayalleriniz sizi içine alıyor ve çalış­manızı engelliyorsa size iki farklı yol önereceğiz;

 

 

  Birincisi böyle bir durumla karşılaştığınızda kurmak istediğiniz hayali kendinize bir ödül olarak verin. “Bu ders çalışma seansı­mı tamamladığım zaman, 10 dk. hayal kuracağım” deyin. Eğer iç disiplini kuvvetli bir öğrenciyseniz, çalışma motivasyonunuz artacaktır. Bu takdirde seansın sonunda kendinize hak ettiğiniz ödülünüzü zevkle verin ve hayalinizi zevkle kurun.

 

• Ders çalışırken hayale dalarsanız ve bunu kendinize ödül olarak verecek şekilde erteleyemiyorsanız, ikinci önerimiz kurduğunuz hayale devam etmeniz ve bitirmenizdir. Hayalinizi bitirip doyu­ma ulaşın ve tekrar dersinize dönün. Bu hayallerin geri gelmesi­ni önlemenin bir yoludur. Hayallerinizi birdenbire keserseniz, bir süre sonra onları düşünmeye başlamanız kaçınılmazdır. Bir­çok kişi hayal kurma isteği ve hayal kurmanın pişmanlık arasın­daki ikilemden kendini kurtaramaz ve verimli çalışamaz. Siz öy­le yapmayın. Hayalinizi tamamlayın ve dersinize dönün.

 

      Bazı öğrenciler hayallerini sürdürdükleri ve hayallerine gö­müldükleri zaman, bundan çıkamadıklarını ve dolayısıyla derse dönemediklerini söylemektedirler. Böyle durumlar için önerece­ğimiz yol şudur:

 

 

  Beş-on dakika gibi makul bir süre sonra derse dönemediğinizi fark ederseniz, yeniden kalkın yürüyün, hafif fizik egzersiz hare­ketleri yapın, kendinizi, zihninizi ve havanızı değiştirin.

 

 
ENDİŞELER
    Zihnin dağılmasına yol açan bir başka sebep endişelerdir. “Bu sınavda başarılı olabilecek miyim?” “Ya başaramazsam, annemin-babamın yüzüne nasıl bakaca­ğım?” “Arkadaşlarım benden çok çalıştı, ben tam hazırlanamadım...” “Bu iş olmayacak galiba...” “Çalışacak bunca konu var, hiç zaman kalmadı. Mahvoldum, ha­pı yuttum”    Bunlar ve buna benzer düşünceler önemli bir sınava hazırlanan her öğrencinin zihnini meşgul eder. Bu tür endişelerle başa çıkma yolları dördüncü bölümde çeşitli yönleriyle ele alınıp incelenmekte ve çok yönlü başa çıkma yolları anlatılmaktadır.    Ancak bu noktada basite indirgenmiş bir formül olarak kendi kendinize şu soruları sormanızı öneririz:Bu düşünceler benim çalışmamı kolaylaştırıyor mu?” “Bu düşünceler amacıma hizmet ediyor mu?” “Bu düşünceler bana yardımcı oluyor mu?” 

Bu sorulara verilecek cevap “Hayır” olduğuna göre, yapılacak olan bu düşüncelerden uzaklaşıp çalışmaya yönelmektir

 

 

YATILI OKULLARDA EĞİTİM BAŞARISI NEDEN DAHA YÜKSEKTİR?

 

 Yatılı okullarda başarı oranı gündüzlü okullardan daha yüksektir.Bunun üç sebebi vardır: Düzenli ve programlı çalışma saatleri. Etüd odalarının zihnin dağılmasına sebep olacak ve çalışmayı engelleyecek uyaranlardan arındırılmış olması. Sabah etüdleriyle sağlanan tekrar imkanı.Okulda başarıyı yükseltmek için yapılacak olanların başında kendi çalışma şartlarınızı, yatılı okulların çalışma şartlarına yaklaş­tırmak gelir. Bu konuda atılacak birinci adım çalışma odanızı zih­nin dağılmasına sebep olacak ve çalışmayı engelleyecek uyaranlar­dan arındırmaktır.

Nedir bunlar?

 

 

 

         POSTERLER

 

   Zihnin dağılmasına yol açarak ders çalışmayı engelleyen dış se­beplerin başında

posterler gelir. Bir erkek öğrenci düşünün. Odasında sevdiği takımın posteri asılı. Bu öğrencinin o postere bakıp, takımının bir önceki hafta yaptığı maçı, bir sonraki hafta yapacağı maçı düşünmemesi mümkün müdür? Aynı şekilde takımının puan cetvelindeki yeri­ni düşünmemesi, boşu boşuna kaçırdığı puanlar olmasa, şu anda çok daha iyi bir yerde olacağını düşünmemesi mümkün müdür?

 

 

 

YATARAK ÇALIŞMAK

     Zihnin dağılmasına yol açan faktörlerden bir tanesi de yatarak ders çalışmaktır. Ne kadar iyi niyetle olursa olsun, “ders kitabını eline alıp şöyle uzanarak” çalışmak istemenin doğurduğu bir tek sonuç vardır. Uykuya dalmak veya çalışamayacak kadar gevşe­mek. Çünkü:    Uyku ve uyumaktan sorumlu anatomik yapılar beyin sapın­dadır. Kas geriliminin belirli bir düzeyde olması ve kaslardan bu yapılara mesajların gitmesi uyanıklığı sağlar. Eğer kas gerimi belirli bir düzeyin altına düşerse, beyin sapına gönderilen mesaj­lar bu defa uykuyu başlatan maddelerin salgılanmasına yol açar. Böylece öğrenmek için gerekli dikkatin ön şartı olan “uyanıklık” bozulmuş olur.  Ders çalışmak için en uygun durum, çok yumuşak olmayan bir sandalyede dik olarak oturmak ve kolları bir masa veya sıraya yaslamaktır.  Yatarak ders çalışmak gibi, kaykılarak, sıranın üzerine uzanarak ders dinlemek de öğrenmeyi engelleyecek düzeyde gevşemeye yol açar.MUZİK DİNLEYEREK ÇALIŞMAK  Yapılan araştırmalar göstermektedir ki, insan beyni aynı anda birçok uyaranı alabilir; ancak dikkatini bir tek noktaya odaklaya­bilir. Bir başka ifadeyle, öğrenmek için gerekli olan düzeyde dikkat ancak bir tek noktada toplanabilir. Bu sebeple insanın hem müzik dinleyip, hem de ders çalışması mümkün değildir. İnsan ya müzik dinler ya ders çalışır.       Ders çalışmaya çalışırken müzik dinlemek, zevkle müzik din­lemenizi engeller. Gerçekte müzik dinlemek isteyip bu arada da “ders çalışmaya çalışmak,” müziğe ayırdığımız değerli vaktin zi­yan olmasına yol açar. Bunun tersi de doğrudur. Ders çalışmaya ayırdığınız vakit içinde müzik dinlemek isterseniz, derse ayırdı­ğınız değerli zamanı ziyan etmiş olursunuz.    Birçok öğrenci, “Ben çalışmaya koyulduğum zaman müziği duymuyorum” demektedir. Bu ifade yukarda anlatılanın doğru­luğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca kişinin dinlemediği halde geri planda devam eden müzik gerginlik ve yorgunluk yaratır, çalış­ma veriminin düşmesine yol açar. Bu sebeple öğrencinin karar vermesi gerekir. Müzik mi dinle­mek istiyorum, ders mi çalışmak istiyorum? (Grafik veya harita çizerken veya rutin bir ödev hazırlarken mü­zik dinlemekte bir sakınca yoktur.)TELEVİZYON    Yukarda müzik için anlatılanların hepsi televizyon için de geçer­lidir. Hem ders çalışmak. hem de arada bir televizyona kulak ka­bartmak mümkün değildir.  Sınava hazırlanan öğrenciler arasında en çok zaman kaybına ne­yin sebep olduğunu araştırdığında, listenin en başında rakipsiz olarak televizyon bulunduğunu görülmüştür.    Televizyonun düğmesine basıncaya veya televizyonun bulun­duğu odaya gidinceye kadar kontrol sizin elinizdedir. Televizyo­nun düğmesine bastığınız veya televizyonun açık bulunduğu odaya girdiğiniz andan itibaren kontrol sizin elinizden çıkar ve ekrandaki kişilerin kontrolüne girer.  Bu sebeple sınavda başarılı olmak istiyorsanız, ders çalışmak için programladığınız süre içinde televizyondan uzak durun. Te­levizyonda mutlaka seyretmek istediğiniz bir program varsa, bu­nu günlük programınızın içine alın. Ancak hiçbir zaman televiz­yon ve ders çalışmayı bir araya getirmeyin.    Çalışma sırasında verdiğiniz aralar sırasında zamanınızı istedi­ğiniz gibi değerlendirebilir, kendinize çeşitli ödüller verebilirsi­niz. Ancak yukarda anlatılan sebeplerden ötürü 10 dakika için televizyon seyretmek hiçbir zaman bu ödüllerden biri olmamalı­dır.TELEFON     Ders çalışmayı engelleyen dış sebeplerden biri de telefondur. Çalışırken aklına gelen bir şeyi söylemek veya dersle ilgili bir soruyu yöneltmek için telefon başına gitmek çok sık rastlanan bir durumdur.  Ders çalışma seansınızı tamamlamadan hiçbir şekilde kimseyi aramayın yada mesaj göndemeyin. Ders için bir şey soracak dahi olsanız bunu dinlenme aranıza erteleyin. Eğer bir arkadaşınız sizi ararsa, o takdirde ona kendisini dinlenme aralığınızda arayacağınızı söyleyin.      Biraz katı gibi gözükmesine rağmen bu yaklaşımın arkasındaki mantık şudur: Beni günlük programımı uygulamaktan hiçbir se­bep alıkoyamaz. Günlük programımı uygulama sorumluluğu ba­na aittir.     Çünkü ders çalışmanıza ara vermenize sebep olan her durum ve davranış çalışma programınızı uygulama kararınızla çelişiyor ve çalışmanın engelliyor demektir.

HAYATINIZ KİMİN ELİNDE?

       Çalışmaya başlamak ve sürdürmek konusunda temel faktörlerden bir tanesi kişinin hayatıyla ilgili sorumluluk ve kararları almak ko­nusundaki istekliliğidir.Eğer hayatınızla ilgili sorumluluğu dış dünya ve olaylara bıra­kırsanız, çalışmanızı ve başarınızı her zaman engelleyecek birçok sebebiniz olacaktır.Bir gün anneniz veya babanız size duymak istemediğiniz bir söz söylemiş olduğu için çalışmak istemeyeceksiniz, bir başka gün öğ­retmeninizle aranızda istenmeyen bir diyalog olduğu için çalışmaya isteksiz olacaksınız, bir başka gün canınız sıkkın olduğu için, bir diğer gün hava içinizi kararttığı için, bir başka gün arkadaşlar size bir yere gitmeyi önerdiği için vb. vb.. Bu listeyi her gün için birden çok sebeple doldurmak mümkündür.Eğer hayatınızla ilgili sorumluluğun bütünüyle size ait olduğunu kabul ederseniz, o takdirde yukarda sıralanan sebeplerin hiçbiri sizi günlük programınızı uygulamaktan alıkoyamaz.ÖZET   Zihnin dağılması herkesin karşılaştığı bir durumdur ve buna yol açan sebepler içten ve dıştan kaynaklanır.   Zihnin dağılmasına yol açan iç sebepler hayal kurmak ve endişelere kapılmaktır.   Hayal kurmaya başladığınızı fark ederseniz ya hayal kurmayı kendini­ze ödül olarak vererek bunu dinlenme aralığınıza erteleyin veya hayali­nizi kurmaya devam edin ve tamamlayınca derslerinize dönün.   Hayalinizi bir türlü bitiremiyorsanız, kalkıp dolaşın veya hafif fizik eg­zersiz hareketleri yapın.   Zihninizi sınavla veya gelecekle ilgili endişeler kaplarsa “Bu düşünce­ler benim çalışmamı kolaylaştıracak mı, bana yardımcı oluyor mu, amacıma hizmet ediyor mu?” diye sorun. “Hayır” diye cevap verirse­niz, bunları bir yana bırakın ve çalışmaya koyulun.   Zihnin dağılmasına yol açan dış sebepler odada asılı posterler, yata­rak çalışmak, müzik dinlemek, televizyon, telefon konuşmaları, bir şeyler yemek-içmek ihtiyacı ve gezinmektir.   Ders çalışmanıza ara vermenize sebep olan her durum ve davranış ça­lışma programınızı uygulamanızla çelişip çalışmanızı engelliyor ve ba­şarınızı tehdit ediyor demektir.DİNLEMEK VE NOT TUTMANIN ÖNEMİİyi dinlemek ve not almak sadece eğitimin değil, hayat başarısı­nın da temel taşıdır. Neden iyi dinlemek zordur ve not almak bu ka­dar büyük önem taşır?Not almanın sağladığı iki büyük yarar vardır. Birincisi, not alma eğitimin temel şartı olan “aktif katılım”ı sağlar. Böylece uyanık kalmak, dikkati öğrenilen konuda yoğunlaştırmak mümkün olur. İkincisi, not alma ve alınan notları yeniden düzenleme, eğitimin en büyük düşmanı olan unutmayı önler. Öğ­rendiğimiz malzemenin yaklaşık % 70’ini bir saat içinde, % 80’ini bir gün içinde unuturuz. Unutma eğrisini bizim avantajımıza çevi­recek en önemli girişim not tutmaktır. Tutulan notlar bir daha okun­masa bile ders dinlerken uyanıklığı sağladığı için yine de önem ta­şır.İyi bir dinleyici olmanın temel kuralı iyi not tutmak, iyi not tutmanın yolu da iyi bir dinleyici olmaktır. Başka bir ifadeyle iyi not tutmak ve iyi bir dinleyici olmak el ele gider.Başka bir şey yaparken veya düşünürken iyi dinlemek mümkün değildir. Ancak iyi dinlemenin ve not al­manın en önemli şartı insanın dinlemek için iyi bir sebebi olmasıdır. 

İYİ BİR DİNLEYİCİ OLMAK İÇİN

  Dinleme kısa süreli yoğunlaşmalar şeklinde olur. İnsan 30 saniye kadar bilinçli olarak dinler, sonra bir veya iki saniyelik bir kopuk­luk olur. Önemli olan, zorunlu olarak meydana gelen bu kopmalar­dan sonra tekrar konuya dönebilmedir.Öğrenci eğer dersi sevmezse, dersi vereni sevmezse dikkati daha kolay dağılır. Bu durumlarda dikkati toplayamamak, sınıftaki bir ses veya diğer öğrencilerle ilgili bir ayrıntıya takılmak, dersten ve konudan uzaklaşmayı kolaylaştırır.İyi ders dinleme alışkanlığına sahip bir öğrenci derslere devam konusunda elinden geldiğince titiz davranır. Çünkü böyle bir öğren­ci sınıfta anlatılan dersi öğrenmenin en kolay ve biricik yolunun der­si dinlemek olduğunu bilir. İnsan kitabı istediği zaman okur, istediği zaman tekrar edebilir. Oysa dersi derste öğrenebilmek için öğrenci­nin elinde tek bir fırsat vardır: Söyleneni iyi dinlemek ve not tutmak.BÜTÜN DUYUMLARDAN YARARLANIN       Derste anlatılanları iyi anlamak ve not etmek için bütün duyumlar­dan faydalanmak öğrenciyi amacına yaklaştırır. Gözler tahtaya ve öğ­retmene yönelir; kulaklar öğretmenin ağzından çı­kanlara odaklanır; el, dersin önemli noktalarını not eder; zihin bü­tün ders süresince durmadan çalışır, malzemeyi anlamlandırmaya ve anlatılanları anlamaya ve anlamlandırmaya gayret eder. Kısacası bütün beden, sürekli olarak sınıfta ortaya konan fikirlerdeki her ayrıntıyı anlayabil­mek için çaba içinde olur. Derste anlatılan konuyla böylesine bü­tünleşen bir, öğrencinin dikkati de, tahmin edileceği gibi, kolay ko­lay dağılmaz.       Derslere düzenli devam eden, iyi bir dinleyici olan ve not tutan bir öğrenci, muhtemel sınav sorularının neler olacağı konusunda son derece uyanıktır. Öğretmenler ses tonunda veya vurgulamasında değişik­lik yaparak önemli fikir ve prensipleri ortaya koyar ve bunlar büyük bir ihtimalle sınavda çıkması olası sorularıdır. Dikkatli bir öğrenci için bu muhtemel sınav sorularını kestirmek hiç de zor değildir.Öğretmenlerin verdikleri ipuçları, bu ipuçlarına karşı duyarlı öğ­renciler tarafından kolayca değerlendirilir. Zaten öğretmenler de bu ipuçlarını büyük çoğunlukla bu sebeple yani dersi dinleyen öğrencilerine gizli bir ödül olarak ve­rirler.Eğer bir öğrencinin bedeni ve zihni dersin her saniyesinde yukar­da anlatılan şekilde çalışırsa, ders malzemesini anlamlandırmaya, sentez etmeye ve özümlemeye gayret ederse, zaman o öğrenci için hızla geçer ve “sıkılmak” gibi bir duyguyu yaşamasına fırsat kalma­dan ders biter. Hepsinden önemlisi bu öğrenci o dersi çalışmak için, çok daha az zaman harcar ve zamanını daha keyifli ve kendisine zevk verecek ders dışı konularla ilgilenerek geçirme şansı artar.Not tutmak, derse aktif katılımı sağlayan, uyanıklı­ğı ve dikkati artıran, motivasyonu yükselten önemli bir faaliyettir. Notların yeniden yazılması, sınıfta anlatılan konunun yeniden düşünülmesine imkan verir ve böylece öğrenci ayrıntılar ile önemli noktaları birbirinden ayırma fırsatını bulur. Ayrıca notların yeniden yazılması mükemmel bir tekrardır ve böylece öğrenilecek malzemenin kısa süreli hafızadan uzun süreli hafızaya geçmesi için son derece önemli bir adım atılmış olur.Notların yeniden yazılması sırasında çözülemeyen noktalar olur­sa, bunun uygun bir zamanda öğretmene sorulmasında büyük yararlar vardır.Notların yeniden yazılması hafızayı tazelediği için, yeniden ya­zılmış notları çalışmak çok kolay olur.

ÖZET

   insan sinir sisteminin özelliği gereği, dinlediğinden çok daha hızlı dü­şünür ve bu sebeple de dinlerken dikkati çok kolay dağılır.   Not tutmak aktif katılımı sağlayarak dikkati sürdürmeyi sağlar ve unut­mayı ön ter.   iyi bir dinleyici olmak için ön şart, ön sıralara oturmak, bir önceki dersin notlarını gözden geçirmek ve derslere düzenli olarak devam etmektir.   Dersi derste öğrenmek, boş zaman etkinliklerine zaman ve imkan sağlar,   İyi not tutmanın ön şartları, iyi not almaya uygun malzemeyle sınıfa gelmek ve kısaltmalar kullanmaktır.   İyi not tutan öğrenci, sınavlarda çıkacak soruların neler olacağını önceden bilir.   Notların yeniden yazılması zaman kaybı değildir. Bu işlem bilginin ha­fızada pekişmesi açısından yararlıdır ve unutmayı engeller.   Okunanın %20’si, okunup sonra dinlenenin %40’ı; okunup, dinlendik­ten sonra yazılanın %60’ı hatırda kalır
ETKİLİ TEKRAR İÇİN
  Etkili bir tekrar için en önemli şart; zihni, tekrar yapılacak olan malzemeye bağlı tutabilmektir. Çünkü önemli bir sınavdan önce in­san zihni kolayca endişe ve kuruntulara kayma eğilimindedir. Böyle bir durum hem dikkati dağıtır, hem de çok değerli bir zaman dilimi­nin kaybına yol açar. Bunun için kendi kendinize yüksek sesle:“Şimdi çalışma zamanı, endişelere ve kuruntulara yer yok” deyin. Bunu yüksek sesle söylemekten çekinmeyin.Çalışmaya başladıktan kısa bir süre sonra yine zihninizi endişe­lerin işgal ettiğini, kuruntulara veya hayallere daldığınızı fark eder­siniz, çalışmayı durdurun ve oda içinde birkaç tur atın. Bu arada ağır ağır, sessiz ve derin bir nefes alın, kısa bir süre tutun ve yavaş yavaş boşaltırken “Bu sınavı başaracağım” deyin. Bu faaliyet biyokimyasal olarak öğrenmeyi zorlaş­tıran maddelerin azalmasına yol açacaktır.Bundan sonra bir kağıda veya kartona, biraz önce içinizden tek­rarladığınız “BU SINAVI BAŞARACAĞIM” cümlesini büyük harfler­le yazın ve çalışma masanızın karşısına asın.Tekrar yorulduğunuzu hissettiğiniz zaman büyük aralar vermek yerine, oda veya ev içinde kısa yürüyüşler yaparak, derin nefes ala­rak dinlenin ve sonra tekrar çalışma masanızın başına dönün. Tele­vizyon kesinlikle uzak durun.Tekrar sırasında sadece esas noktalar ve ana faktörler üzerinde durun, ayrıntılar ve önem derecesi düşük noktalar üzerinde geçirecek zamanınızın olmadığını unutmayın. Böyle bir tekrarda zamanı­nızı özellikle notlarınızdaki temel fikirlerin ve muhtemel sınav so­rularının üzerinde durarak kullanın.Böyle hızlı bir tekrarda bile ana fikri ve temel konulan çok kısa notlar halinde yazın. Zaman kaybına yol açacak biçimde yapılma­mak şartıyla, not almak ve yazmak hem zihnin dağılmasını önler, hem de sağladığı hareket imkanıyla endişeyi (birikmiş olan sinirsel enerjiyi) azaltarak rahatlamaya yol açar.       Eğer tekrarı notlarınız üzerinden değil de kitabınızdan yapıyorsanız, kitabın bütünü değil en önemli noktaları, ana fikri içeren bö­lümleri okuyun. Kitapta eğer özet varsa mutlaka gözden geçirin. Çok önem verdiğiniz bölümlerin dışında kalan yerlerde “hızlı oku­ma” tekniğini kullanın. Çünkü kelime kelime okumak büyük bir za­man kaybıdır ve çok kere daha iyi öğrenmek ve anlamak yönündeki ,amaca da hizmet etmez.Eğer fen bilimleri veya matematik gibi dersler­den, bir sınava hazırlanıyorsanız da yukarda yazılanlar geçerlidir. Önemli olan ilkeler, bu ilkelerin dayandığı temeller ve bu ilkelere dayandırılan faktörleri doğru kavramaktır. Bundan sonra bunlarla ilgili problemleri çözebilmek önem taşır. Daha sonra da yeterince egzersiz yapmak. BEDENİNİZE ÖZEN GÖSTERİNÇalışma sürenizin uzadığı ya da zamanın daraldığı durumlarda çay ve kahve gibi uyarıcı maddelerden veya ilaç kullanmaktan kaçının. Unutmayın ki önemli bir sınav öncesinde sinir sisteminiz zaten en üst düzeyde uyarılmıştır. En son ihtiyaç duyulacak olan, sistemi da­ha fazla uyarmaktır. Kahve gibi masum uyarıcılar bile, el titremesi, dikkat azalması, huzursuzluk ve yerinde davranamamak, sık tuvale­te çıkmak gibi sonuçlar verir.• Uyku alışkanlığınızı bilmeniz büyük önem taşır. Ortalama uyku sü­resi 11 yaşındakiler için 9,5 saat, 17 yaşındakiler için 8-8,5 saattir. Uykunun birinci yarısı bedensel, ikinci yarısı ruhsal dinlenme açı­sından önem taşır. Bu sebeple sadece bir gecelik 3-5 saatlik kısa bir uykunun zihinsel faaliyet üzerinde olumsuz etkileri yoktur. Ancak uykusuzlukların arka arkaya birkaç gece devam etmesi, akıl yürüt­me, öğrenme, dikkat gibi yüksek beyin faaliyetlerini olumsuz yön­de etkiler.Hiç uyumadan sınava girmek ise yapılabilecek en büyük hatadır. Bedensel dinlenmeye imkan veren en az 3 saatlik bir uykunun de­ğeri hiçbir şeyle ölçülemez. “Şurada kaç saat kaldı, uyumasam da olur. Birkaç saatlik uyku insanı daha fazla sersem eder” şeklindeki söylenti ve düşünceler bütünüyle hatalıdır

 

 
< Önceki